Blog

  İMAR BARIŞININ CEZA DAVALARINA ETKİSİ

  İMAR BARIŞININ CEZA DAVALARINA ETKİSİ

11/05/2018 tarihinde kabul edilen 7143 s. kanunun 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununa geçici madde olarak 16. Madde eklenmiştir. Bu madde ile “İmar Barışı” olarak nitelendirilen kanun maddesi yürürlüğe girmiş oldu.

Ruhsatsız yapılar veya ruhsatlı ancak projeye aykırı olarak inşa edilmiş yapılar kaçak yapı olarak nitelendirilir. 31/12/2017’den sonra inşa edilmiş ve üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmaz üzerinde bulunan yapılar ile Hazine'ye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar ile yapının C-15'in altı olarak tanımlanan depreme dayanıksız binalar kapsamında olması halinde bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz. Ayrıca 2960 s. Boğaziçi Kanununa tabi yerler ile 6546 s. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanun çerçevesindeki yerler de bu madde kapsamı dışındadır.

Kanunun içeriğine göre 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar kapsamda olacaktır. Söz konusu yapılar için 31/10/2018 son başvuru tarihi ve 31/12/2018 ise arsa emlak vergi değeri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yapı yaklaşık maliyet bedelinin toplam bedeli üzerinden hesap edilecek olan kayıt bedelinin (konutlarda %3, ticari kullanımlarda ise %5) son ödeme tarihidir. Ödenen bedel karşılığında başvuruculara “Yapı Kayıt Belgesi” verilecektir.

                Yapı kayıt belgesi imar barışı kapsamında iskân belgesi verilmek üzere yapının hâlihazır durumunun kayıt altına alındığı belgedir. Bu belge yapı izin ve ruhsat veya kullanma belgelerinin yerine geçecektir. Bunun kaydı ise “Yapı Kayıt Sistemine”yapılacaktır. Böylece bakanlık imar barışıyla mevcut duruma yasallık kazandırmış olacak.

1.TCK 184 Uyarınca Hapis ve Adli Para Cezaları

Kanunun birinci maddesinde kaçak yapılar için müeyyide olarak 1-5 yıl hapis cezası öngörülmüştür.      

                İmar barışı ile hüküm kapsamına giren yapılar için yapı sahiplerinin başvuruları ile başvuruculara Yapı Kayıt Belgesi verilmektedir. Bu belge ise ‘izin’ ve ‘yapı ruhsatı’ yerine geçtiğinden yapı için artık ruhsatsızlık veya ruhsata aykırılık söz konusu olmayacaktır. Yapı kayıt belgesi ile yapı artık imar planına ve ruhsatına uygun hale gelmiş olacak ve TCK 184/5’ten faydalanabilecektir. “Yaptırdığı binayı imar plânına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkûm olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.”

                Kanunun 5. Fıkrasında “…binayı imar plânına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde… kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkûm olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.”  Hükmü yer almaktadırYapı Kayıt Belgesi ile bina artık ruhsata ve imar planına uygun hale geldiğinden savcılık aşamasında olan yani henüz davası açılmamış olan yapılar için takipsizlik kararı verilecektir. Yargılaması devam edenler için düşme, kesinleşen mahkumiyet kararları için ise cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilecektir. Yani yapı kayıt belgesinin alınmasından sonra kararı veren mahkemeye müracaat edilmesi halinde mahkûm olunan ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılacaktır.

            2.İmar Para Cezaları ve Yıkım Kararları

İmar barışı düzenlemesi ile yani 7143 s. Kanunun 16. Maddesine getirilen Geçici 16. Maddeye göre: “Yapı kayıt belgesi verilen yapılar ile ilgili bu kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.” Yani idarece verilmiş olan yıkım kararları ve idari para cezaları yapı kayıt belgesinin alınmasından sonra iptal edilecektir.

Bununla beraber imar barışını hayata geçiren geçici 16. Maddeye göre kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.  Mevcut durumda 31/10/2018’e kadar başvuru yapılabilmesi mümkündür. Bakanlar kurulunun da süreyi 1 yıla kadar uzatma hakkı da göz önüne alındığında başvuru süresi içinde ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapılar hakkında bir dava söz konusu olabilecektir. Bu halde yapı sahibi imar barışından yararlanacağını beyan ettiği takdirde mahkeme bunu bekletici sebep olarak kabul edecektir.

Ancak şunu belirtmekte de fayda var; Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. İşte bu husus 3194 sayılı İmar Kanununa geçici madde olan 16. maddesi ile gelen “imar barışı” düzenlemesini “imar affından” ayırmaktadır. Yapılan düzenlemenin mutlak bir hak sağlamayıp mevcut durumu kayıt altına aldığından nisbi bir koruma sağlayacağı açıktır.

...

Güzeltepe Hukuk

KARŞILIKSIZ ÇEKTE HAPİS CEZASI

    Ekonomik hayatın vazgeçilmezi olan ve kendine özgü yapısı olan çek Türk Ticaret Kanunu’nun yanı sıra ayrı bir kanun olarak Çek Kanunu’nda düzenlenmiştir. Çek piyasa ekonomisinde(uygulamada vadeli düzenlense bile) hemen ödenecek bir ödeme aracıdır. Bu sebeple kanun koyucu çekin güvenirliğini korumak ve ekonomik dengelerin sarsılmaması amacıyla böyle bir düzenlemeye gitmiştir.
         Türk Hukuk tarihinde geçmişe bakıldığında çekle ilgili olarak Fransız Çek Kanunu’ndan esinlenerek yürürlüğe giren 19.03.1985 tarihli 3167 sayılı Çek Kanunu düzenlenmiştir. Kanun koyucunun burada temel amacı çekin ekonomik ilişkilerde güvenirliğinin korunması hedeflenmiş ve yasa koyucunun iradesi yasaya yansımıştır. Bu koruma çekle ilgili ihtilaflarda  kanunun müeyyide olarak ne öngördüğü ve bu müeyyidelere ekonomik hayatın nasıl tepki vereceğiyle ilgilidir. Burada çekle ilgili önemli ihtilafların başında gelen durum karşılıksız çek düzenlenmesidir.
          Karşılıksız çek ilk olarak 3167 sayılı yasaya göre çeki karşılıksız çıkan kişiye bir yandan Kanuna aykırı durumu düzeltme hakkı tanınmış,bir yandan da gereğinde çek kullanması yasaklanmıştır.Ayrıca karşılıksız çek keşide etme ceza hukuku bağlamında da sorumluluk getirmiş, şikayete bağlı bir suç olarak düzenlenmiş ve 5 yıla kadar hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmıştır.
          Uygulama bu şekilde devam ederken 14.1.1993 tarihli ve 3863 sayılı kanunla 3167 sayılı kanunun sadece karşılıksız çeke ilişkin hükmü değiştirilmiştir. Buna göre keşidecinin çekin karşılıksız kalan kısmı ile yüzde on tazminatını ve gecikme faizini muhatap bankaya veya şubesine yatırması halinde, şikâyetçi olan tarafından vazgeçme şartı aranmaksızın kamu davası ve cezanın kaldırılacağı düzenlenmiştir. 3167 sayılı kanunda karşılıksız çek keşide etme suçu özel olarak düzenlenip suçun uzun hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılması caydırıcı olmamış; piyasa da karşılıksız çek miktarı artmış ve ceza davaları beklenmedik rakamlara ulaşmıştır. İhtar, bildirim, şikâyet artmış ve kanun hükümleri tam olarak işleyememiştir. Bu sebeple kanun koyucu 3863 sayılı yasayla bu durumu değiştirmek istemiştir.
          Bu değişiklik yargının iş yükünü beklenin aksinde arttırmıştır. Bu kanun koyucuyu yeni bir değişiklik yapmaya itmiştir. 31.1.2012 tarihli 6273 sayılı yasaya Çek Kanununda değişiklik yapılmış ve karşılıksızdır işlemine sebebiyet verme fiili suç olmaktan çıkarılmıştır. Bu değişiklikle bu fiilin yaptırımı idari tedbire dönüştürülmüştür.
             4 yıllık bir uygulamanın akabinde kanun koyucu karşılıksız çek keşide etme fiiliyle ilgili Çek Kanununda ikinci bir değişiklik yapmıştır.15.07.2016 tarihli ve 6728 sayılı yasaya göre karşılıksızdır işlemine sebebiyet verme fiili tekrar suç olarak düzenlenmiştir. Bu suçta yaptırım olarak tekrar adli para cezası öngörülmüştür.  Gün para cezası sistemine göre belirlenmiş olan bu ceza, nispi para cezası niteliğindedir.
    6728 Sayılı Kanunun 63.maddesi ile değişik Çek Kanunu’nun 5.maddesi gereğince üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından az olamaz. Yine 6728 Sayılı Kanunun 62.maddesiyle değişik Çek Kanunu’nun 3.maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığına talepte” ibaresi “icra mahkemesine şikâyette” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye karekodlu çeklere ilişkin fıkra eklenmiştir. 6728 Sayılı Kanunun 62.maddesi 31/12/2017 tarihinde yürürlüğe girerken 6728 Sayılı Kanunun 63.maddesi resmi gazetede yayımlandığı tarih olan 09/08/2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Uygulamada bazı mahkemeler karşılıksız çek nedeniyle verilecek cezanın 31/12/2017 tarihinden önce verilemeyeceği, İcra Ceza Mahkemelerinin görevli olmadığı gibi nedenlerle keşideciler aleyhinde ceza vermemiştir. Uygulamada bu şekilde çelişkili kararlar çıkmıştır. Yaşanılan bu sorunlar Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf incelemeleri aşamasında çözüme kavuşturulmuştur. Buna göre 6728 Sayılı Kanunun 63.maddesinin yürürlük tarihi olan 09/08/2016 tarihinden sonra karşılıksız işlemine uğrayan çeklerin keşidecileri hakkında mahkumiyet kararları verilmektedir. Kanaatimizce de bu kararlar yerindedir. Nitekim 6728 Sayılı Kanunun 62.maddesi karekodlu çekler yönünden yapılan bir düzenleme olup 6728 Sayılı Kanunun 63.maddesinde ceza tanımlanmıştır. Zira 6728 Sayılı Kanunun 63.maddesinde icra mahkemesinin görevli olduğu da hüküm altına alındığına göre verilecek cezalar için 62.maddenin yürürlüğe girmesinin beklenmesi kanun koyucunun amacına da terstir.

    Uygulamada asıl sorun ileri tarihli çekler yönünden karşımıza çıkmaktadır. 09/08/2016 tarihinden önce ileri tarihli olarak keşide edilmiş çek yönünden keşidecinin cezalandırılması yoluna gidilecek midir?

    İcra Ceza Mahkemesi’nin dar yetkili ve şeklen inceleme yapmaya yetkili mahkeme olduğu dikkate alındığında ancak açık ve kesin delillerin varlığı halinde keşideci cezalandırılmayacaktır. Şöyle ki; taraflar arasında 09/08/2016 tarihinden önce düzenlenen çek teslim tutanakları ya da çek ile ilişkilendirilebilen başka bir belge olması halinde çek teslim tutanaklarındaki ve/veya çek ile ilişkilendirilebilen belgedeki tarihin esas alınması gerekecektir. Ancak böyle bir tutanağın bulunmaması halinde çek ile ilişkilendirilemeyen fatura vs. belgelerde yazılı tarihlerin dikkate alınmayacağı kanaatindeyiz. Zira uygulamada borcun doğumundan sonra da çek verildiği dikkate alındığında çekin 09/08/2016 tarihinden önce mi sonra mı verildiğinin tespiti mümkün olmayacaktır. Bilindiği üzere ceza sistemimizde şüpheden sanığın yararlanması gerekir. Somut olayda şüpheden bir nevi alacaklı yararlanmaktadır. Bunun sebebi İcra Ceza Mahkemesinin şekli bir mahkeme olması, suçun da şekli bir suç olmasıdır.
 
    Yukarıda da açıkladığımız üzere karşılıksız çek suçundan dolayı açılan davalar icra ceza mahkemesinde görülü. Dolayısıyla çek hakkında karşılıksız işlem yapıldıktan sonra icra mahkemesine yapılacak şikayetin fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılması gerekmektedir.

 

...

Güzeltepe Hukuk

Velayetin Değiştirilmesi Davası Nasıl Açılır?

Velayetin değiştirilmesi, kanunumuzda belirtilen şartların varlığı halinde dava yolu ile ilgili mahkemeden talep edilebilinmektedir. Söz konusu davayı açılabilmek için öncelikli olarak verilmiş bir velayet kararı bulunması gerekmektedir. Ayrıca velayet hakkında verilen mahkeme kararları kesin olarak verilen kararlardan olmadığından değişen şartlara göre dava yolu ile velayetin değiştirilmesi talep edinebilinmektedir.

...

Güzeltepe Hukuk